365 yazı ve ben

365 yazı ve ben

17 Aralık 2014 Çarşamba

YENİ HAYAT !


Hani böyle bir his vardır.  Yerine çivilenmiş gibi hissedersin. Vücudun ağırlaşır, beynin yavaşlar, hayatın sakin ve dingin akışında her gün bir diğerine benzermişçesine geçip gidiyormuş ve zaman hızla akıp geçiyormuş gibi hissedersin. Uyursun, uyanırsın, uyursun ve yine uyanırsın...

Sonra bir gün denizin ortasında 25 knot kuzeyden esen buzz gibi bir rüzgarla beraber kendini ufak bir botun içinde bulursun.  Bulutlara falan bakarsın, gözlüğün kenarından giren soğuk hava yüzünden, gözlerini kurumamak için ekstra sıvı çıkarmaya çalışırken bulursun. Göğsünün tam ortasında geçmeyen nezlenin izlerinin üstüne birde üşüme hissi gelir. Ellerin, kulakların, burnun ve hatta gözlerin bile üşür. Öyle çok üşürsün ki bir anda tepeden bir aydınlanma iner. Ve kafanda kocaman bir ampul yanar “Napıyosun Ceren? ” diyen kocaman bir soru işareti gelir ve kalbinin, zihninin, hayatının tam orta yerine konuverir bir anda.

İşte bu benim aydınlanma anımdır. (22.11.2014) Bazen çok üşümenin insan hayatı üstünde ekstrem değişiklikler yaratabileceği tarafımdan test edilip onaylanmıştır. Bu soru işaretinin hayatımın tam göbeğine oturmasıyla birlikte birçok şey değişmeye başladı. Mesela bu değişimlerden en büyüğü benim için, kendime “ne istiyorsun Ceren?” sorusunu defalarca sormama rağmen hiçbir cevap alamamış olmaktı. Çok enteresan dimi?, hepimiz biliriz zannederiz ne istediğimizi ! öyle emindim ki kendimden, bunca yıl sormamışım bile ne istediğimi, insan ne istediğini bilmez mi hiç ayol ! ama o iş öyle değilmiş be şekerim.. Ne istemediklerimi bir bir sıralamışım son yıllarda. Bunu bunu istemiyorum. Ee tamamda ne istiyosun peki ? ık, mık, himm, yani , bilmem diyen bir iç ses ile karşılaşmak beni epey bir şaşırttı.

Ve o günden beri ne istediğimi bulmak için bir karar verdim. Defalarca sordum, Bazılarında gözlerim yaşardı, içimden ağlamaya benzer bir his geldi, burnum bile sızladı, resmen cevap vermek istemeyen bir kız çocuğu vardı karşımda, şimdi anlıyorum ki öyle cesaretsiz kalmış ki uzun yıllardır ağzını açmaya korkmuş demek ki ! Sonra bir anda içimden bağıran bir ses duydum.”Ben İstanbul’da yaşamak istiyorum” dedi. Dedim ki ona “Yavrum bak burada güvendesin, arkadaşların, dostların, güzel akşamların, güzel bir işin ve keyifli kahkahaların var, yapma etme emi şekerim” o da dedi ki “olmaz ben İstanbul’da yaşamak istiyorum ve hayatımı komple baştan yaratmak istiyorum” bende dedim ki “koca istanbul’da iş , ev, ulaşım, para, zaman ? bunları nasıl çözmeyi düşünüyosun acaba” diye ona kızdım. O da çok kararlı bir şekilde “Ben yaparım, en kötü kaybedecek hiç bir şeyim yok ki ?” dedi.  Böyle kararlı bir sesin karşısında ben bile duramam brütüs…
Sonra içime harika bir şey düştü. Doğum gibi hayal edin, Yavaş yavaş, adım adım, bazen sancılı, uykusuz, mide bulantıları, kafa karışıklıları, bir çok olumsuz dış ses ve bir çok derdiyle beraber olan cinsten, ama bazen de dünyanın en mutlu insanıymışsın hissi, dağın en tepesine çıkıp ellerini kaldırıp içinden “işte bu” diye bağırmak gelen cinsten.. Bazen geceleri uyuyamıyorum mesela, ya da mide bulantılarımla koşturuyorum, bir sürü negatif ses dolanıyor kafamda nasıl olacak, ne olacak, olacak mı diyip duran, sonra kocaman bir gülümseme oturtuyorum suratıma ve öğrendiğim taktikleri bugüne kullanmam gerekiyormuş hissiyle biraz nefes alıp veriyorum. Kalp ritmim sakinleşiyor, beynim sakinleşiyor ve içten gelen “merak etme ceren, her şey olması gerektiği şekilde muhteşem bir şekilde oluyor” cevabıyla uykuya dalıyorum. Bazen de heyecandan ve mutluluktan uykum kaçıyor. Alıyorum elime defterimi gecenin 12 sinde yatağımda yazıp, çiziyorum. Sanki hayatımda ilk defa bir başlangıç yapıyormuşum gibi.

Bu süreç o kadar güzel bir süreç ki ve o kadar garip ki benim için, kelimeler, cümleler kifayetsiz kalır aslında, duygular anlatılamaz çünkü, anlatmaya çalıştıkça büyüleri kaçar. O yüzden sadece yaşamam ve hissetmem gerekiyor bu süreci…

Bu süreç dediğim kolay birşey değil ha ! kocaman bir alışkanlık var, kök salmış bir ağaç gibi, kökleri baya uzun zamandan beri toprakta yol almış sonuçta, ha diyince paçaları toplayıp gidemiyor insan. Mental olarak hazır olmadan gidemiyor yani..

Gelelim fasulyenin faydalarına… Bu süreçte aldığım kararın sabahında sevgili babam, benim aldığım karara ilk başta üzülsün mü sevinsin mi bilemese de arkamdaki en büyük destekçim oldu, Kararın sabahında koşarak ofise gelip heyecanla sabah kahvemizi içerken suratına bakıp“ben buna karar verdim” diye çekine çekine söylediğim 8 yıllık karşı komşum, dostum, “Hiç durma, yap” dedin ya Allah sana ne istiyorsan 3 katını versin emi, sonra öğle yemeği dostlarım, her gün koşturarak yanınıza gelip bu iş nasıl olur diye kafanızı çok ütülesem de beni seviyorsunuz ve heyecanımı paylaşıyorsunuz biliyorum, öğle yemeği dostları diyip geçtiğime bakmayın, o grupta acayip bir enerji var çünkü, biri en büyük hocam olur ki o kendini iyi bilir, diğeri hep bir adım yanımda olur, saçı kısa aklı uzundur..Bir sarışın var onla kavga da etsek bir yerlerdedir aslında, atsan atılmaz satsan satılmaz cinsten ( seni sevmesen uğraşmam bile haberin ola sarışın) , öteki gözlüklü desen yedek beyin gibi benim için. Sonra pizzacım var, sonra ofisin kedi sever amcası var sonra istanbul’daki güzel dostlarım, evine çökeceğim güzel kadın. az kaldı çökmeme biliyorsun, “sen gel, ev senin” dedin ya daha ne isterim ki, sonra diğer sarışın, kayınpederinin ciddi sağlık sorunlarıyla uğraşırken arada beni de düşünüp bana güzel fikirler verdin ya, kalbin kadar güzel olsun hayatın… Sonra Bebeksoş var, mesela izmirdeki dostlarım var, Facebooktan arada dürtüp eee nasıl gidiyo diyen kıvırcık, “saçını çekerim senin” dememin sevgi sözcükleri olduğunu elbet biliyorsun.. ki aklıma bir sürü bir sürü insan geliyor aslında. O kadar çok insan biriktirmişim ki, o kadar güzel sesler havalarda uçuştu ki anlatamam. Liste çok uzun. Zamanında kalbimi sizlere açtığım için ne iyi yapmışım. Kısaca yine hepinize çok çok  teşekkür ediyorum. Hayatıma kattıklarınız için o kadar mesudum ki anlatamam.

Yeni hayatımda görüşmek üzere...

Hepimize Bol bol sevgi, aşk, değişim, mucize, yolculuk, kahkaha, eğlence, başarı, para, bol sağlık, dostluk ve gönlümüzden geçen her şeyin patır patır  gerçek olacağı muhteşem bir 2015 olsun emi.  

Çok pis hissediyorum olacak brütüs J

AMİN.

Ceren Yıldız



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder